Haberler

img Kültür/Sanat

Agatha Christie'nin Pera'daki Sırrı

Agatha Christie 1926 yılında 11 gün boyunca ortadan kaybolur. Ertesi gün arabası Newlands Corner Surrey'de bir göl kenarında bulunur. Araba ağaçlara çarpmış ve bavulları dağılmıştı. Sonra Agatha Christie birden ortaya çıkar ama hiçbir açıklama yapmaz. Sır hala meçhul.

Agatha Christie'nin ölümünden 3 yıl sonra Warner Bros şirketi bu sırrı senoryalaştırıp filme aldı. Ancak eleştirmenler tarafından bir temelden yoksun, gerçek dışı olarak nitelendirildi ve film fiyasko ile sonuçlandı. Şirket konunun üzerine gitmeye devam etti ve Hollywood'un ünlü medyumu Tamara Rand'a başvurarak bir ruh çağırma seansı düzenletti. Bu seansın sonunda Tamara Rand, yazarın ruhuyla iletişime geçtiğini belirterek şu iddiayı ortaya attı: "Agatha'nın sırra kalem basışına ışık tutacak anahtar, İstanbul'daki Pera Palas otelinin 411 nolu odasındadır."

Bu haber dünya basınında büyük yankı uyandırır. Warner Bros şirketi, Pera Palas ile birlikte 7 Mart 1979'da 411 nolu odada anahtarı aramak için bir organizasyon düzenler. Yerli ve yabancı basın, televizyon kameraları belirtilen günde 411 nolu odada biraraya gelirler. Saat tam 17:00'de Los Angeles ile telefon bağlantısı kurulur ve Tamara Rand'ın direktifleriyle anahtar aranır. Bu sırada olay uydu aracılığıyla Amerikan televizyonlarında yayınlanır. Arama sonucunda oda kapısına yakın döşemenin altında 8 cm uzunluğunda paslı bir anahtar bulunur. Tamara Rand seans sırasında ayrıca şunları söyler "Bir defter görüyorum. Üstünde Agatha'nın adı var. El yazması bir defter bu..Bir hatıra defteri. 1926'dan kalma..Defter büyük bir kutuya konmuş. Bir anahtar var. Kutu kilitleniyor". Pera Palas' ın o günkü sahibi Hasan Süzer, anahtarı 2 milyon dolara satacaklarını ve bu parayıda restorasyona ihtiyaç duyan otel için harcayacaklarını söyler. Buna ilaveten filmin Pera Palas' ta çevrilmasini, kar payının % 15'inin otele verilmesini ve filmin Türk televizyonunda ücretsiz yayınlanmasınıda talep eder. Warner Bros teklifi kabul eder ve bunu Pera Palas' a bildirir. Bu sırada dünya televizyonlarında "Agatha'nın sırrının anahtarı İstanbul'daki Pera Palas otelinde bulundu" konulu özel programlar yapılıyordu.

Film şirketi Tamara Rand ile yeniden görüşerek yeni bir ruh çağırma seansı düzenler. Medyum, Agatha Christie'ye hatıra defterinin nerede olduğunu soracaktı ve seans sonunda şu cevabı aldığını iddia etti : "Anahtarı avucunuzun içine almadan defterin nerede olduğunu söyleyemem". Warner Bros şirketi, Hasan Süzer'den anahtarı Amerika'ya göndermesini ister. Ancak Hasan Süzer bunu kabul etmez ve şirket yetkilileri ile medyumu otele davet ederek seansın otelde yapılmasını önerir. Medyum ve şirket bunu kabul eder. Agatha Christie vasiyetnamesinde bir hatıra defterinin varlığından bahsetmiş ancak yerini belirtmemişti.

Sonuç olarak 20 Ağustos 1979'da 411 nolu odada seansın yapılmasına karar verilir. Ancak bu olaydan kısa bir süre önce 20 Haziran günü otelde 1 yıl sürecek olan bir grev başlar ve seans yapılamaz. Hikayenin heyecanıda zaman içerisinde giderek azalır ve kaybolur. 411 nolu oda günümüzde tüm orijinalliğini korumaktadır. Dünyanın en popüler ve en gizemli odalarından birinin Pera'da olduğunu söyleyebiliriz.