Haberler

img Kültür/Sanat

Pera'da Bir Zenci Rus

Frederick Bruce Thomas, Amerikalı köle bir ailenin çocuğu olarak 4 Kasım 1872'de dünyaya geldi. Annesi onu doğururken öldü. 4 kardeşi vardı. Zencilere yapılan ırkçılıktan dolayı, köleliğin bitmesinin ardından sahip oldukları çiftliği kaybettiler. Babası da öldürülünce evden ayrıldı. 1892 yılında, ileride ona çok para kazandıracak bir işe girdi. Chicago'da Auditorium Oteli'nde garson oldu. Daha sonra Brooklyn'de Clarendon Oteli'nde başkomi olarak işe girdi. Henüz yirmi bir yaşındaydı.

Frederick'in müzik tutkusu vardı. Müzik eğitimi için 1894 yılında Londra'ya gitti. Okurken çalışmak istiyordu ama bu isteği yüzünden konservatuvara kabul edilmedi. "Tube" adlı restoranda ve "Bayan James' in Pansiyonu"nda çalıştı. O bir maceraperestti ve dünyayı dolaşma arzusu vardı. 1895 yılında yeni durağı ona çok şey katacak olan Fransa oldu. Paris' in meşhur gastronomi ve eğlence kültürünü keşfetti. Fransızca öğrendi. Cannes' da başgarsonluk, Paris' te 1897'de Champs Elysees'de "Kiba" adlı restoranda garsonluk yaptı. Fransa ona çok şey kattı ama Paris bu cesur, heyecanlı, ilginç yaşam öyküsünün son durağı değildi. Berlin, Milano, Venedik, Viyana, Budapeşte ve son duraktan bir önce Moskova. Rusya'da yine otel ve restoranlarda çalıştı. Moskova'da yerleşik bir hayata geçince artık evinin burası olduğunu düşünmüş olmalı ki "Fyodor Fyodoroviç" adını aldı. Alman Hedwig Antonia Hahn ile 1901'de evlendiler ve 3 çocukları oldu. Tecrübesi ile artık müşterinin ne yiyip ne içmekten hoşlandığını tahmin edebiliyordu. Kendini sevdiren bir mizacı vardı. 1903 yılında Moskova gece hayatının önemli bir noktası olan "Akvaryum"da şef garson olarak çalıştı. 1905 1. Rus devriminden sonra Rusya'nın en güzel restoranı olan "Yar"da baş garson olarak çalışmaya başladı.

1910 yılında eşi hastalanarak öldü. Çocuklarına bakması için Alman Valentina Leontina Anna Hoffman'ı tuttu. Valentina ileride Frederick'in karısı olacaktı. 1912 yazıydı ve Frederick iyi para kazanıyordu. Sekiz odalı gösterişli bir evi vardı. Gözü daha da yukarılardaydı. İflas eden "Chanticleer" isimli bahçeli bir tiyatroyu devraldı. Adını Paris'in ünlü "Maxim's" restoranından esinlenerek "Maksim" olarak değiştirdi. Burada tiyatrolar, operalar, konserler düzenleyecekti. Sloganını da bulmuştu 'Dostlarla Maksim'e giderim, bir gösteri izlerim'. Bu serüven 1917 yılına kadar sürdü. 1917'de Rusya'da devrim oldu. Kader onu bir yere doğru adeta sürüklüyordu. Frederick 1918 yazında Moskova'dan kaçarak Odessa'ya gitti. Buradan da Beyaz Rus göçüyle son durağı İstanbul Pera'ya geldi.

Galata rıhtımına yanaşan gemiden ailesiyle inen Frederick Pera Palas' a yerleşti. ABD vatandaşlığı için başvurdu ancak ABD Büyükelçiliği reddetti. İstanbul'da zenci Rus olarak biliniyordu. Frederick'in İstanbul'da ne iş yapacağı tabiki belliydi ! Eğlence sektörü zaten İstanbul'da eksikti. Arthur Reysar Jr ve Bertha Proctor ile ortak oldu ve Şişli'de buldukları araziyi Moskova'daki "Akvaryum" gibi bir yazlık eğlence mekanına dönüştürdüler. Dans pisti kurdular, Çingene orkestraları vardı ve adını "Kulüp Stella" koydular.

İstanbul'a cazı getirmek istiyordu. 20 Ocak 1920'de Pera'da bir zenci Rus "Royal Dancing Club" adıyla bir caz kulübü açıyordu. "Kulüp Stella" yazlık bir mekandı ve yıl boyunca kullanabileceği bir mekan arıyordu. Bu yeri Taksim Meydanı'nda buldu : "Sinema Majik". Frederick mekanı istediği görünüme getirmek için ciddi para harcadı ve Moskova'daki mekanına atfen yeni mekanına da "Maksim" adını verdi. Buradaki sloganı 'eğlenmek için özel buluşma noktası' oldu. Böylece Beyoğlu'nun meşhur Maksim'i 22 Kasım 1921'de açılmış oluyordu. Güzel Rus kadın garsonları ile büyük sükse yapan "Maksim"in yüzü ise siyah kravatını hiç çıkarmayan zenci Rus Frederick olmuştu. İstanbul'un en popüler mekanı olan "Maksim"de ilk kez halk müziğinin de yer alacağı bir parti düzenlendi. "Maksim"de sahneye çıkan ilk Türk "Tamburacı Şampiyon Osman" oldu. Osman, tambura çalan bir pehlivandı. Baterilerin takdimiyle Osman şalvarıyla sahneye çıktı. Doğaçlama yapan Osman'a herkes hayran kalmıştı.

Maksim'in başarılı olması Frederick'i işleri büyütmeye itti. 1924 yazında Bebek'te "La Moscotive" adlı Rus lokantasını devraldı. 1925 yılında İstanbul'a İngiliz ve Amerikalı turist akını oldu. Frederick'in "Maksim"i turistlerin uğradığı mekanlardan biriydi. Frederick ayrıca zenci caz orkestrasının çaldığı "Villa Tom" isimli bir mekan açtı. "Venedik Akşamları", "Napoliten Program" isimli geceler düzenledi. Eğlencenin sona erdiği havai fişeklerle duyuruluyordu.

Bu arada "Yıldız Belediye Gazinosu"nda kumarda oynatılıyor olması müşterilerin ilgisini buraya yöneltmişti. Maksim'in popüleritesi azalıyordu. Bunun sonucunda Frederick'in borçları artmıştı. Ankara'ya kaçtı. Ellibeş yaşındaydı. Ankara'nın ileri gelenlerinden Mustafa Fehmi Bey ile tanıştı. Mustafa Fehmi Bey'in Çankaya'nın tepesinde bütün şehri gören bir mülkü vardı. Beraber "Villa Can" isimli yazlık bir mekan açtılar. Ama işler pek yolunda gitmedi. Sorunlar ortaya çıktı. Bu arada Frederick'in İstanbul'da ki alacaklıları Maksim'e el koydular. Frederick artık Ankara'da bir restoranda yardımcı garsonluk yapıyordu. Fakat alacaklılar onu Ankara'da buldular ve Frederick tutuklandı. İstanbul'da hapiste yatarken dostları ve eski çalışanları para yardımı yaptılar. 1928 Mayıs'ında hastalandı. Ağır bronşit geçirdi ve Pera'daki Pasteur hastanesine yatırıldı. Vücudu çok dayanamadı. 12 Temmuz 1928 günü ellialtı yaşında hayata gözlerini yumdu. Ölüm haberi gazetelerde 'cazın sultanı öldü' başlığıyla verildi. Feriköy'deki Katolik Latin mezarlığına gömüldü.

Pera her daim güçlü, cesur ve yaratıcı insanların mekanı oldu. Pera'yı Pera yapan bu değerler ve bu insanlardı. Bugün sessiz gibi görünsede bu ruh Pera'da Beyoğlu'nda asla bitmeyecek.